Her efsanenin arkasında bir sır var

Bir hayali önce gerçeğe, sonra da bir efsaneye dönüştüren insanların hikayesi bu. Emekle, özveriyle, teknolojik yeniliklere gösterdikleri uyumla yarattıkları hikayeleri hem ilham veriyor hem de merak uyandırıyor. Siz de bu yolculukta bize katılın, efsane yaratanların sırlarını birlikte keşfedelim, hikayelerindeki yeni sayfaları birlikte yazalım... Devamı...

İstanbul’da “tatlı” denince akla gelen, “çikolatanın efsanesi” Asuman Çikolata Dükkânı, 7 yıl önce Yılmaz Cihan tarafından hayata geçirildi. Burası her zaman kalabalık, o eşsiz lezzetlerden tadabilmek için insanların önünde sıra oluşturduğu bir çikolata dükkânı… Yılmaz Cihan, bu yoğun trafiğin üstesinden gelmenin sırrının “hız” olduğunu söylüyor. Ödeme noktasında hayal ettiği hıza ise “temassız ödeme” yöntemiyle ulaşıyor. Gelin, Asuman Çikolata Dükkânı’nın hikâyesini birlikte dinleyelim.
Asri Turşucu, adı gibi 105 yıldır “güven” veren bir kurum. Neşeli Günler filminin çekildiği, “Turşu limondan mı yapılır yoksa sirkeden mi?” sorusunun hayatımıza girdiği bu dükkân tam anlamıyla gerçek bir efsane. Asri Turşucu’nun üçüncü kuşak temsilcisi Kaan Baran Güreler, 105 yıllık bu efsaneyi, zaman içinde teknolojiye nasıl ayak uydurduklarını ve temassız ödeme yönteminin kendilerine sunduğu avantajları anlatıyor. Bizi geçmişten günümüze bir yolculuğa götüren bu özel hikâyeyi dinlemeye ne dersiniz?
Sosyal medya üzerinden tost siparişi verebildiğiniz, tostunuzun hangi aşamada olduğunu dijital ekranlardan takip edebildiğiniz, tanesi yarım kilo olan “Atom Tost”un tadına doyabildiğiniz bir tostçu düşünün… Aklınıza gelen, Gaziantep’in efsane tostçusu Tostçu Erol’dan başkası olamaz! Tostçu Erol’un kurucusu, “Tost Mühendisi” Mehmet Erol Sorgulu, bu yöntemlerin hepsini işini kolaylaştırmak için kullanıyor; temassız ödemeye geçmenin de bu yöntemlerden biri olduğunu söylüyor. Hayatı dijital yaşayan, yaptığı işte sınır tanımayan ve eşsiz lezzetleri müşterileriyle buluşturan Tostçu Erol’un hikâyesini dinlemeye ne dersiniz?
Kadıköy’de 1919’da açılan Yanyalı Fehmi Lokantası bugüne kadar kimleri ağırlamadı ki… Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk de enfes yemeklerini tattı, İsmet Paşa da… Bugün babasından devraldığı Yanyalı Fehmi Lokantası’nı işleten Engin Sönmezler, babasının öğüdünü hiç unutmuyor: “Müşteriye hakkı neyse verin ve hakkını da alın.” “Devir teknoloji devri” diyen Sönmezler, temassız ödemenin hem hijyenik hem hızlı olduğunu hem de müşteri yoğunluğu esnasında büyük kolaylık sunduğunu söylüyor. Geleneksel lezzetlerin ve özenli hizmetin günümüz teknolojisiyle buluştuğu; tarih, yaşanmışlık ve değer kokan Yanyalı Fehmi Lokantası’nın bu özel hikâyesini dinlemeye ne dersiniz?
Yarım asır önce İstanbul’da tutkuyla gerçeğe dönüştürülen bir hayal düşünün… Ülkemizin eşsiz lezzetlerinden birini, kokoreci en leziz ve tadına doyulmaz biçimde sunma arzusuyla çıkılan bu özel yolculukta bugün babasının ona bıraktığı bu paha biçilmez emaneti büyük bir başarıyla koruyor Oğuzhan Sayı… Babasının kendisini okuttuğunu ancak hep işini kendisinin sürdürmesini istediğini söyleyen Sayı, geleneksel lezzete inovasyon katıyor. Başarının sırrını “işine tutkun olmak” olarak tanımlıyor, samimiyetiyle de müşterilerinin gönüllerini kazanıyor. Bu yoğun tempoya yetişirken temassız ödemenin işini son derece kolaylaştırdığını söyleyen Oğuzhan Sayı, ayrıca temassız ödemeyi çok hijyenik olduğu için de müşterilerine tavsiye ediyor. Gelin, Ozzie’s Kokoreç’in hikâyesini birlikte dinleyelim.